Dil öğrenimine ilişkin yaygın inanışların başında yurtdışına çıkma gerekliliği geliyor. Bu konuda çok sık duyduğum cümleler şunlar: “Öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu bir ülkeye gidip uzun bir süre orada kalmak gereklidir. Yoksa kendi ülkenizde dil öğrenmek çok zordur.” Fakat dil öğrenmek için yurt dışına gitmek kesin çözüm veren büyülü bir şey değil. Sanılanın aksine o ülkeye gitmek sizi otomatik olarak dili konuşur bir hale getirmiyor. Araştırdığım Polyglotlardan Kato Lomb’un bu konuda bir sözü var. “Duvarlar, evler, yollar ve köprüler size dil öğretmez.” Bunun ne kadar doğru bir söz olduğunu yurtdışı seyahatlerimde çokça gözlemledim. Amerika’da, Almanya’da ve farklı ülkelerde birçok Türkle tanıştım senelerce bu ülkelerde yaşamış ve bu dilleri konuşamayan. yıllarca Türkiye’de yaşayıp Türkçe konuşamayan yabancılarla tanıştım. Ya da yurt dışında dil okullarına gidip çok basit seviyenin üstünde konuşamayan bir çok kişi gördüm.

Yurt dışına gitmenin sanıldığı kadar etkili olmamasının altında yatan 5 tane sebep var:

1-Genelde yabancı ülkede dil okuluna gidiliyor ve bunun Türkiye’de dil okuluna gitmekten çok farkı kalmıyor. Yurt dışında bol bol pratik yapmak yerine zamanın çoğu sınıf ortamında geçiriliyor.

2-Bu dil okulunda öğrenci kendisiyle yakın seviyede olan kişilerle beraber olduğu için sürekli dilin yanlış konuşulan biçimine, doğal olmayan telaffuz ve aksanlara maruz kalıyor.

3-Diğer Türklerle takılmak çok cazip geliyor. Kendi ülkemizden insanlar bizim konfor alanımızdır. Çok daha kolay iletişim kurup benzer kültürlere sahip olduğumuz için otomatik olarak birbirimizi çekeriz.

4-En az orta seviyeye kadar kişi dili rahat bir şekilde konuşamıyor ya da konuşmaktan çekiniyor. Yabancı bir ülkeye gitmenin en büyük avantajı size pratik yapabilme imkanı vermesi ve sizi bu konuda gerek zorunluluk gerekse dile maruz kalma yoluyla motive etmesi. Fakat eğer çok başlardaysanız doğal olarak dili konuşamıyor ve pratik yapamıyorsunuz.

5-Yurt dışına çıktığınızda odağınız yeni bir ülke, yeni bir şehir gezme, yeme içme ve eğlenmeye dönüşüyor. Dil öğrenme motivasyonunuzu yitiriyorsunuz. Ve sonuç olarak dil öğrenmek sizin için önceliğini yitirdiğinde yeni bir şehirde ilginizi çeken yüzlerce şeyin arasında dile odaklanmak son derece zor bir hale geliyor.

Bu sebeplerden dolayı ülkeye gitmek sanıldığı gibi dilin altın anahtarını size vermiyor. Bu söylediklerimin hepsini çok sayıda ülkede tecrübe ettim ve aynı ortamlarda bulunduğum onlarca yabancının da bunları yaşadığını gördüm. Ama eğer yabancı ülkeye gitmek konusunda çok istekliyseniz maksimum fayda edinmek için dikkat etmeniz gereken birkaç kritik nokta var. Öncelikle en az orta seviyede olmanız (B1) yurt dışında bulunmanızı anlamlı bir hale getirecektir. Ve dil kursu yerine alternatiflere yönelmenizi şiddetle tavsiye ederim. Yani dil kursunda bir eğitmeni dinleyip ödevler yapmak yerine daha doğal programlara ya da aktivitelere yönelmelisiniz. Gideceğiniz ülkede gönüllü olarak çalışmak ya da meetup, couchsurfing gibi sitelerin aktivitelerine katılmak ve olabildiğince yerel insanlarla vakit geçirmek size en çok fayda sağlayacak olan şeylerdir.